İsrail’in Filistin Devletine uyguladığı işgal ve ihlal, 1827 senesinde Filistin Devleti’nin başkentine birtakım Yahudi mahalleleri kurmak maksadıyla fiilen göçleri ile başlamıştır. I. Dünya Savaşı’nın ardından Filistin’in İngiliz Mandası altına girmesinden ve Balfour Deklarasyonu’ndan sonra manda hükümeti 117.000 dönüm araziyi Yahudi temsilciliğine bağışladı. Sonuç olarak Kudüs, Uluslararası Siyonist Bölgesi, Yahudi Temsilciliği ve Yahudi Millî Fonu Yürütme Bürosu’nun karargâhı hâline geldi.
1967’den bu yana ise tamamen İsrail işgalinin baskısı altına girmiştir. 1000 Filistinli vatandaş evlerinden çıkartılmış, 17.700 dönümlük bir Filistin arazisine de el konulmuştur. İşgalciler, ırkçı yasaları aracılığıyla Kudüs sakinlerinin %88’inin Yahudilerden ve 12’sinin de Araplardan oluştuğu izlenimini vermeye çalışmaktadırlar. Doğu Kudüs’teki Arap vatandaşlara İsrail kimliği vermek suretiyle Filistin halkının %22’ si İsraillileştirilmiştir. Kudüs’ün etrafındaki 32 köyü işgal ederek yıkmış ve yerine Yahudi yerleşim birimleri kurmuştur. Yüzlerce Kudüslünün kimlikleri alınıp Kudüs’te ikamet etme hakları engellenmiştir. Böylece işgal yılları boyunca kendi memleketlerinde oturma hakları ellerinden alınmış Kudüslü Filistinlilerin sayısı 10.000’e yükselmiştir. 1950’ de çıkarılan kayıp şahısların mallarıyla ilgili yasa çıkarılmış ve sahipsiz oldukları gerekçesiyle Filistinlilerin arazilerine ve mal-mülklerine el koymuşlardır.
Öte yandan işgal güçleri, vatandaşları göçe zorlamak için dolaylı bir yöntem olarak ekonomik baskıyı da kullanmaktadır. Aldıkları “Ernuna” vergisi ile ticarethane sahiplerini kepenk kapatmak zorunda bırakmışlardır. İşgal güçleri 50’ye yakın Ulusal Sivil Toplum Örgütünü kapatıp sorumlularını tutuklayarak insani yardım faaliyetlerini engellemeyi hedeflemişdir.
İşgal ordusu, Filistinlilerin yaşama haklarını ellerinden almaya ise 2008 Mart ayında, birtakım suikastlar ve yollara döşedikleri kara mayınlarıyla üçü çocuk olmak üzere toplam 16 Filistinliyi şehit ederek başlamıştır.


